Gesi Bağları Türküsü Üzerine

 

Metin Kutusu:  Bu Türkü Kayseri'nin yerli marsi gibidir.Ama özellikle Gesi de yedisinden yetmisine herkesin ama herkesin bilmesi gereken ve büyük çogunlugunun da bildigi,nesede de,hüzünde de dillerden düsmeyen, o söylenmeden dügün'lerin olmadigi bir türküdür GESI BAGLARI.Öyküsü hakkinda farkli anlatimlar olmasina ragmen simdi anlatacagimiz öykü akla ve türkünün tema'sina en uygun olanidir.Türküde islenen tema Gurbet,Hasret ve Anne sevgisi üzerinedir.Türküde uzak bir yerden Gesi ye gelin gelen kizin Annesine karsi duydugu hasret dile gelir Haberlesmenin ve ulasimin çok güç oldugu devirlerde evlenip Gesi ye giden gelin uzun bir müddet Annesinden haber alamaz,e koca evi bu, zaten ulasim da kisitli, ki kalksin Annesine gitsin kimselere de soramaz,neticede Anne hasreti ile kavrulup durur.Üstelik kocasi da çalismaya gurbete gitmistir,kocasinin ailesinin de kötü davranmasi karsisinda iyice bunalan gelin duygularini dizelere vurmustur.

 

 

Bayram Bilge Tokel'den Gesi Bağları

Gesi Baglarinda üç irgat isler
Anamdanmi gelir su uçan kuslar
Analar dogurur ele bagislar
Atma anam beni daglar ardina
Kimseler yanmasin anam yansin derdime

Bu dizelerdeki ince,sade,içli ve duygulu sözler siradan Anadolu insanimizin degme sairlere tas çikartacak özelligini de ortaya koymaktadir .

 
Gesi Baglarinin gülleri mavi
Ayrildim anamdan gülmeyim gayri
Alimi yesilimi giymeyim gayri
Yas tutsun ellerim kina yakmayim
Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim

 

Yine türküde Annesinin bir tek selamina güvenen veya kendisini hatirlamasini isteyen gelin anne sevgisini ve hasreti söyle anlatir:

 

Su görünen bahçe'mola bag'mola
Su dagin ardinda anam var'mola
Oturur da beni anar'mola
Gel otur yanima basimin taci
Ayrilik günleri ölümden aci
***
Su dereden akan bulanik seller
Derdim içerim de ne bilsin eller
Oturup aglasam divane derler
Örtün pencereyi esmesin yeller
Bu gün efkarliyim bilmesin eller

Bu arada gelin gurbete çalismaya giden kocasina serzenisini ve ona olan ihtiyacini söyle dile getirir:

Gesi baglarina indi bir firenk
Ah çeker aglarim anam dayanmaz yürek
Gönderin yarimi o bana gerek
Gel otur yanima çektigim yeter
Ayrilik hasreti ölümden beter
***
Gesi baglarinda kaynar kum idim
Fener gibi yanan anam mum idim
Evel Allah yarim sensin benim ümidim
Gel otur yanima hallerimi söyleyim
Halimden bilmiyor ben o yari neyleyim

Babasiz olarak gelin olusu,kardeslerinin ekmegini yiyerek yetismesi ,koca evinde basa kakilinca duygulanan gelin alin yazisi hakkinda serzenislerini söyle dile getirir:

Gesi baglarinda tokastim tasa
Gardas ekmegini kakarlar basa
Yetirip çalistim emegim bosa
Ne deyim de aglayim alin yazisi
Kader böyle imis onmaz bazisi

Iste bu içten ezgileri dinleyip de duygulanmamak mümkün mü.Geçmiste özellikle merhum Ahmet Gazi AYHAN'in yorumu ile baslayan ve çesitli sanatçilarla birlikte günümüze kadar gelen bu türkü halen degerini koruyarak zevkle dinlenmektedir.Ayrica türkünün temasinin hasret ve gurbet duygusu degil de iki sevgili hasreti gibi gösterilen ve uydurularak türküye atfedilmis yüzlerce deyis halen halk arasinda söylenmektedir

Türkünün tam metni(Toplam 100 Mısra)

 


GESİ BAĞLARI TÜRKÜSÜ

Gesi, günümüzde Kayseri’nin bir ma-hallesi konumunda olan, bir zamanlar,özellikle bağları ve mesire yerleriyle meşhur bir yerleşim yeridir, kesin tarihi bilin-memekle beraber, bundan yaklaşık sek-sen doksan yıl kadar önce uzak bir diyar-dan, bir rivayete göre İstanbul’danGesi’ye gelin gelen bir genç hanımın yak-tığı ve Gesi Bağları’nın bir leitmotif (anatema/temel motif) olarak tekrar edildiğiiçin bu adla ünlenen türkü, Kayseri Yö-resi Türküleri içinde söz ve müzik yö-nünden karakteristik özellikler taşıyangerçek bir mahallî klasik örneğidir. TRT Halk Müziği Arşivi’nde kayıtlı iki ayrı versiyonundan 631 numaralı olan birincisini Muzaffer Sarısözen, Ahmet Gazi Ayhan’dan* derlemiştir; 4026 sıra numarasıyla kayıtlı olanı ise hem kaynak kişisive derleyeni, hem de notaya alanı Ahmet Gazi Ayhan’dır. Birinci varyantı daha yaygın olan türküyü, halk müziği sanatçılarının yanında bugüne kadar farklı müzik türlerine mensup pek çok ünlü sanatçı okumuş, yorumlamıştır. Türkünün makamı uşşaktır.

 Kayseri ile özdeşleşen ve şöhreti neredeyse Kayseri ile yarışan Gesi Bağları Türküsü’nün her iki varyantının da Ahmet Gazi Ayhan’dan derlenmiş olmasının doğal sonucu olarak aynı söz, usül ve makam özelliklerine sahip olduğunu görüyoruz. Farklılık; birincisinin, gerçek anonimlik özelliği gösteren tüm köy türkülerinde olduğu gibi daha sade, gereksiz süs ve gösterişten arınmış, kolektif dehanın izlerini taşıyan bir türkü olması; ikincisinin ise daha sanatkârane işlenmiş ve süslenmiş, bireysel yeteneğin kendini gösterdiği bir ‘şehir türküsü’ olmasıdır. Eserin bu yorumunu, özellikle Kayseri Yöresi Türküleri’nin geleneksel tavır ve üslubuna hâkim olan Ahmet Gazi Ayhan’ın, bestecilik yeteneğinin de dürtüsüyle, bilinçli ya da bilinçsiz olarak, “geleneğin yeni bir dil ve üslupla ifadesi” anlamında başarılı bir çalışma olarak değerlendirmek gerekir. Türkünün bazı yazılı ve sesli kayıtlarda değişik isimlerle yazılıp söylendiğini görüyoruz. Mesela, aslen Ürgüplü olan ama Kayseri yöresine ait pek çok türküyü 1940’lı yıllarda taş plaklara okuyarak meşhur eden Refik Başaran “Kersi Bağları” şeklinde söylerken; Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu başkanlığındaki bir heyetin 1946 yılında yaptığı ağız derlemelerinin yer aldığı Orta Anadolu Ağızlarından Derlemeler adlı kitapta Osman Gonalga’dan “Gessi Bağları” adıyla derlendiğini görüyoruz. Mehmet Özbek’in Folklor ve Türkülerimiz kitabında da kaynak kişi Osman Gonalga ve türkünün adı “Gessi Bağları”dır. Ahmet Şükrü Esen’in Anadolu Türküleri kitabında ise diğer kaynaklarda bulunmayan bazı orijinal sözlerde içeren 17 kupleden ibaret türkü, GesiBağları adıyla verilmiştir. Kayseri Valiliğinin yayını olan Kayseri ve Yöresi HalkTürküleri kitabında ise bazı sayfalarda “Gessili”, bazılarında “Gesili” İfakat Nine’den derlendiği kaydedilen ve ikişer mısralık bağlantılarıyla âdeta her kuplesi beşer mısradan oluşan 23 kuplelik bir destanla karşılaşıyoruz. Cahit Öztelli’nin Evlerinin Önü kitabında, bazı kaynaklarda “Kayseri Sürmelisi” olarak geçen“S ürmeli” adıyla kayıtlı türkü de Gesi Bağları’nın sözlerini çağrıştırmaktadır.Bazı kaynaklarda “Gezi Bağları” şeklindegeçtiğini de belirtelim Hulusi Üstün’ün Türkü Öyküleri adlı kitabında, Gesi’de oturan Pazarörenli bir Avşar kadınından dinlediği türkünün hikâyesini esas alarak kaleme aldığı dramatize metinden de anlıyoruz ki, türküyü yakanın trajik duygularını yüreğinin derinliklerinde âdeta kişisel bir macera olarak yaşayan ve yaşatan halk, zaman içinde kendi dramını, ferdî hüznünü de Gesi Bağları’nın yeline emanet etmiş diyar diyar gezdirsin diye. Ve yörede yeni türküler doğmuş o gün bu gündür söylenegelen. Verdiğin Yazmayı Bürüneyim mi, Bir Of Çeksem Karşıki Dağlar Yıkılır, Çırpını Çırpını Sılamdan Uçtum, Dağdan Yuvarlandı Kayalarımız, Posta Yolları gibi türküler başta olmaküzere, birçok Kayseri Türkü’sünün Gesi Bağları’ndan doğan kardeş türküler olduğu söylenebilir. Gesi Bağları’nın bir başka varyantına Nardıvannan Tıkır Mıkır İnişi sözleriyle Kerkük’te rastlıyoruz. Türkünün farklı kaynaklarda, birbirinden değişik ve çoğu zaman orijinalinde  olmayıp başka türkülerden alındığı belli olan sözlerle karşımıza çıkması, tıpkı Yozgat Sürmelisi adlı meşhur Yozgat Türküsü’nde de karşılaştığımız önemli bir folklorik süreci çağrıştırmaktadır. Belirli bir yörenin müzikal ve kültürel kimliğini en belirgin biçimde yansıtan bazı türküler, popülerleşme sürecinde bir taraftan eğlence ve işret ortamlarına taşınarak orijinal söz ve ezgi yapısında olmayan unsurları bünyesine alıp farklı bir kimlik kazanırken, diğer taraftan sözü ve müziğiyle âdeta “mirî malı” gibi telakki edilerek, ferdî duygu ve düşüncelerin ifadesinde hazır söz ve ezgi kalıbı görevi üstlenirler. İşte Gesi Bağları Türküsü’nün, bazı icralarında, zaman içinde âdeta bir oyun havası ritmine ve yorumuna evrilmesinin ve bazı kaynaklar da asıl konuyla ilgisi olmayan sözleri içermesinin sebebi budur. Gesi Bağlarından gelsin geçilsin/Kurulsun masalar rakı konyak içilsin söyleyişinin türküye eklemlenmesinin de böylesi bir süreç neticesinde olduğu açıktır. Oysa türkünün ana teması; Başka bir diyardan Gesi’ye gelin gelen genç bir kızın kendisini yuvadan atılmış yavru kuş gibi hissetmesi sonucu yeni yuvasında duyduğu gariplik ve dışlanmışlığı, eski yuvasına ve anasına duyduğu dayanılmaz hasretin acısıyla yoğurarak terennüm etmesidir. Türkü müzikal gücünü, daha çok anonim ezgilerde karşılaştığımız o erişilmez sadelikle bezeli rafine üslubundan alırken, sözlerindeki gücü, en çok ağıtlarda karşılaştığımız  soylu ve samimi duyguların yürekten ifadesiyle oluşan “sehl-i mümteni” numunesi dil ve anlatımından almaktadır. Ahmet Hamdi Tanpınar’a, Gesi Bağları için “Bu acayip türkü hiç fark edilmeden yutulan bir avuç zehre benzer” dedirten de bu yönü olsa gerek. Hemen hemen her kuplenin “Gesi Bağları” ile başlaması, türkünün doğduğu mekânı ve atmosferi vurgulayan etkili bir arka plan oluşturduğu gibi; anlatımı güçlendire, çağrışımları diri ve canlı tutan bir leitmotif görevi de üstlenir. Aşağıya aldığımız bazı bölümlerinin bu gözle okunmasında fayda var:

 Gesi bağlarında dolanıyorum

Yitirdim yârimi anam aranıyorum

El kadar mektuba güveniyorum (Bir çift selamına güveniyorum)Untitled

Yaz da mektubunu anam postaya bırak

Felek bizi ayırdı anam yolumuz ırak

                     Gesi Bağlarında bir top gülüm var

                    Hey Allah’tan korkmaz sana bana ölüm var.

                    Ölüm var da şu dünyada zulüm var

                    Gel otur yanıma hâllerimi söyleyim

                    Hâlimden bilmeyen ben o yâri neyleyim

Gesi Bağlarında üç ırgat işler

Anamdan mı gelir şu uçan kuşlar

Analar doğurur  ele bağışlar

Atma anam beni dağlar ardına

Kimseler yanmasın, anam yansın derdime

                           Gesi Bağlarının gülleri mavi

                           Ayrıldım anamdan gülmeyim gayri

                           Alımı yeşilimi giymeyim gayri

                          Yas tutsun ellerim kına yakmayım

                          Kör olsun gözlerim sürme çekmeyim

Gesi Bağlarında kılarım namaz

Kılarım kılarım Hakk’a yaramaz

Dostun ettiğini düşman yapamaz

Örtün pencereyi değmesin yeller

Dertli olduğumu anam bilmesin eller

                     Gesi Bağlarında tokaştım taşa

                     Kardaş ekmeğini kakarlar başa

                    Yelip çalıştığım emeğim boşa

                    Ne deyim ağlayım alın yazısı

                   Kader böyle imiş onmaz bazısı

Gesi Bağlarında ötüşür kuşlar

Kalmadı başıma değmeyen taşlar

Anam bana kıydı ele bağışlar

Atma anam beni dağlar ardına

Kimseler yanmasın anam yansın derdime

Kaynakça: Prof. Dr. A. Caferoğlu,Orta Anado-lu Ağızlarından Derlemeler, TDK Yay., Anka-ra1995; A. Hamdi Tanpınar,Beş Şehir,DergâhYay., İstanbul1976; Ahmet Şükrü Esen,Anado-lu Türküleri, İş Bankası Yay., İstanbul1986;Cahit Öztelli,Evlerinin Önü, Özgür yay., İstan-bul1983; Hulusi Üstün,Türkü Öyküleri, PozitifYay., İstanbul2003; Dr.Mahir Nakip,KerkükTürk Halk Musıkisinin Tahlil ve Tasnifi, An- kara1991; Mehmet Özbek,Folklor ve Türküle-rimiz, Ötüken Yay., İstanbul1981;Kayseri veYöresi Halk Türküleri, Kayseri Valiliği, Kayse-ri, t.y.;TRT/THM Repertuar Kitabı;Seyit Bur-hanettin Akbaş, Mehmet Özet,Gesi BağlarıTürküsü,Kayseri 2001.

BAYRAM BİLGE TOKEL

 


 Gesi Bağları Türküsünün Farklı Bir Yorumu

 

Bu GESİ BAĞLARI Türküsü şu an da Yunanistan da hala yaşamaya devam eden “Ortodoks Türkler “ tarafından seslendirilmiştir…Ortodoks Türkler Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi'nden önce Anadolu'nun Karaman bölgesinde yaşamış Ortodoks inancına mensup Türk dilli halktır.

Anadolu'daki belli başlı Karamanlı yerleşim merkezleri Mersin'in Tarsus ve Anamur ilçesi ve Konya'nın Sille kasabası, Ermenek, Karaman-Madenşehri, Ereğli, Aksaray'ın Güzelyurt ilçesi, Niğde merkez ve köyleri, Bor, Kemerhisar, Ihlara, Malakopi (Derinkuyu), Prokopi (Ürgüp) ilçesi,Alanya ve Yozgat ve ilçeleri, Amasya, Kırıkkale,Keskin ve Kayseri idi. Bölgede Türkçe konuşan Hıristiyan halktan en erken 15. yüzyıla ait kaynaklarda söz edilmektedir.

1923 Lozan Antlaşması’nın ekli protokol hükümlerince Türkiye'de yaşayan yaklaşık 193.000 Karamanlı, Rum sayılarak zorunlu nüfus değişimine tabi tutulmuşlardır. Büyük bir bölümü hiç Rumca bilmeyen Karamanlılar, Yunanistan'daki yaşama kültürel uyum sağlamakta ciddi zorluklarla karşılaşmışlar ve yakın yıllara kadar evlerinde Türkçe konuşmaya devam etmişlerdir.Tek kelime Rumca bilmeyen ve ibadetlerini Türkçe yapıp, yazı dilinde Grek alfabesini kullanan Karamanlılar'ın Türk soyundan geldiklerini hemen hemen tüm tarihçiler kabul ediyor. Hıristiyan Türklerin kendi durumlarını anlatmak için yaktıkları bir ağıt onları bütün yönleriyle anlatmaya yetiyor:

 

"Gerçi Rum isek de Rumca bilmez Türkçe söyleriz

Ne Türkçe yazar okuruz, ne de Rumca söyleriz

Öyle bir mahludi haddı tarikatımız vardır

Hurufumuz (harflerimiz) Yunanice, Türkçe meram eyleriz"

Kaynak :Asaf ÖZKUL

 

Son Haberler

Vakfımız İletişim Bilgileri

Adres :Talatpaşa Bulvarı
            Erzurum Sokak  No:6/A.
           Posta.kodu:06230 
           Hamamönü /ANKARA
Tel   : 0 312 324 10 65
web : gesivakfi.org 

Vakfımız Hesap Bilgileri

 
TC Ziraat Bankası
Hamamönü Şubesi
Şube Kodu : 706
Hesap No   : 3429780-5002
IBAN :TR34 0001 0007 0603 4297 8050 02
 
Posta Çeki
Hesap No: 8721222
Gesi Kalkındırma ve Yardımlaşma Vakfı